Ağlarsa anam ağlar…
Genelde güzel şeylerden bahsedip, günümüzü beraber daha mutlu geçirmeye çalışacağımızı söylemiştim size ama ne yazık ki bugün güzel şeyler yok içimde, ruhumda. İçim eziliyor, ağlayamıyorum da sadece mutsuz ve umutsuz hissediyorum kendimi bugün. Daha annelik şerefine eremedim, inşallah o duyguyu da yaşayabileceğim günler gelir ama 23-24 yaşlarımı düşünüyorum, çok uzak değil o yaşlar bana. O yaşta güzel bir iş, belki okuldaki yakışıklı çocukla sevgili olmaktı istediklerim, sınavlarımı geçmek, eve erken gelmek sorumluluklarımdı ve korkularım aileme birşey olması ve bu iyi iş veya sınavlarda hayal kırıklıkları yaşamaktı ama dün ve dünden önceki başka günlerde o yaşlardaki çocukların bombadan, silahtan korktuğunu, tek istediklerinin annelerinin yanına, baba ocağına sağsalim dönmek olduğunu düşündüm hem de başaramamışlardı…
Rengine, kokusuna özenip masmavi ortancalar aldım balkonuma, suyunu hergün verdim, güneşte çok bırakmadım, karanlıklarda boğmadım, iyi baktım ona. Sonra birgün işten eve geldiğimde saksısının devrilmiş olduğunu gördüm, sokaktaki çocukların topu çarpmıştı herhalde hemen koştum yeni toprak koydum saksısına, daha sağlam bi yere koydum onu, üzüldüm de azıcık, yatana kadar 2-3 kez yanına gittim, iyiydi gayet ama geçen hafta kurumaya başladı ve öldü çiçeğim, çok ama çok üzüldüm çok emek vermiştim ona.Tam 4 aydır onla uğraşıyordum hergün.
dört ay… yirmi küsür yıl yanında çok mu az kaldı?
Ana olmak, anne olmak. Dokuz ay en güvenli yerde taşıyıp, yıllarca gözünün içina bakmak, hasta, yorgun, üzgün, mutlu, aşık, kavgalı, aç, susuz… herşeyi bir bakıştan, ses tonundan anlamak, canını evladına adamak…
Daha ne diyebilirim ki kelimelerim bitik, gücüm yok.
Etiketler: anne olmak, ortancalar, şehit anneleri için yazılar, terörü kınayan yazılar